Bakara Suresi 5. Ayet Meali ve Tefsiri

Bakara Suresi 5. Ayet Meali ve Tefsiri ile sizlere bilgi vermek istiyoruz. Siz de okumaya devam ederek konuyla ilgili bilgi sahibi olabilirsiniz. Bakara suresi Kuran-ı Kerim’in ikinci suresi olarak bilinmektedir. Biz sizler için bu ayetin arapça yazılışı, meali ve tefsiri konusunda araştırma yaptık. Siz de okumaya devam ederek konuyla alakalı hem bilgi sahibi olmuş olabilir hem de sevap kazanabilirsiniz. Bakara suresinin ayetlerinden sizlere her gün bahsetmek için çaba gösteriyoruz. İşte, konuyla ilgili detaylar…

Bakara Suresi 5. Ayetinin Arapçası:

اُو۬لٰٓئِكَ عَلٰى هُدًى مِنْ رَبِّهِمْ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

Bakara Suresi 5. Ayetinin Meali (Anlamı):

İşte Rablerinin gösterdiği yolda yürüyenler onlardır, kurtuluşa erecek olanlar da yalnızca onlardır.

Bakara Suresi 5. Ayetinin Tefsiri:

Kur’ân-ı Kerîm’in ve sünnet-i seniyyenin beyân buyurduğu tarzda iman, ibâdet, muamelât ve ahlâk yolunu tutan müttakî kullar, bu vasıflarıyla Rablerinden gelen bir hidâyet üzere bulunmaktadırlar. Bu onlara Allah Teâlâ’nın büyük bir tevfikı, ikrâmı ve ihsânıdır.

Hidâyete erenler ancak müttakîler olduğu gibi, felâha, yani gerçek kurtuluşa erecek olanlar da sadece onlardır. Hidâyet, felâhın anahtarıdır. Önce hidâyet olacak, peşinden felâh gelecektir. İslâm, her gün beş kere ezanla “haydin felâha!” davetinde bulunarak insanları kurtuluşa, iki ci­han saadetine çağırmaktadır. Kur’ân-ı Kerîm’i rehber edinenlerin buna erişecekle­ri müjdesini ise birçok ayet gibi bu âyet de en güçlü bir üslûpla haber vermektedir.

اَلْفَلَاحُ (felâh), sözlükte “arzu edilen şeyleri elde etme, istenmeyen şeylerden kurtulma, zafer ve başarı” gibi mânalara gelir. İnsanın, önündeki engelleri bir bir aşarak kendini kurtarması, arzu ettiği gayeye ulaşması ve zafer elde etmesidir. Felâhın dünyevi ve uhrevi olmak üzere iki boyutu vardır. Dünyada felâh; zenginlik, izzet ve şeref gibi hayatı güzelleştirecek ve mutluluğa vesile olacak hususları elde etmektir. Âhirette felâh ise yokluğu olmayan bir bekâ, fakirliği olmayan bir zenginlik, zilleti olmayan bir izzet ve cehâleti olmayan bir ilim elde etmektir. (Râgıb el-Isfahânî, el-Müfredât, “felâh” md.)

“Felâh” kelimesinde yarılma, açılma ve kesilme mânası da vardır. Toprağı yarıp açması ve kazması sebebiyle çiftçiye “fellâh” denilmektedir. Buna göre âyetin mânası şöyle olur: “Onlar, dünyada büyük bir sabır, cehd ve gayret gösterip, inkâr ve zulmet perdelerini açarak imanın gereğini îfa etmiş ve böylece kıyâmet günü hesabın şiddetinden ve cehennemden kurtulmuş ve cennete kavuşmuş kimselerdir. Tüm dünya ve âhiret hayırları onlar için ayrılmıştır.” Zaten dini bir terim olarak “felâh”, “âhirette cehennem azabından kurtulma başarısını kazanabilmek” demektir. (İbn Âşûr, et-Tahrîr ve’t-tenvîr, I, 247)

Bakara sûresinin ilk beş ayetinde Kur’an’ın hidâyetinden faydalanan müttakîlerin vasıfları açıklandıktan sonra şimdi de Kur’an hidâyetine karşı âdeta kör ve sağır davranan kâfirlerin bir kısım temel özelliklerine dikkat çekilmektedir.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.